Eserleri ile yaşadığı zamanda ses getirmiş, hayatı ile ilgili olarak gündemi hep elinde tutmuş olan halk eserleri bestekârı, tanburi Malatyalı Fahri diye de bilinen Fahri Kayahan’ın 1913 yılında Malatya’da doğduğu tahmin edilmektedir. Malatya’nun tanınmış ailelerinden birinin çocuğudur. Musiki dünyasına önce bağlama çalarak girdi. Sonra Karaköylü Reşat’tan tanbur dersleri aldı. Tüm sanat hayatı boyunca metal tekneli tanbur kullandı. Tanburu bağlama üslubuna benzer bir şekilde çalardı. Gezgin bir sanatkâr olarak Anadolu’nun çeşitli yerlerini dolaştı ve böylece kısa sürede kendini tanıttı. Fahriye Hanım ile evliydi. Bir kaza sonucu eşi vefat edince Malatya’yı terk etti. Kayınpederi de musikişinastı, keman çalardı. Evlerinde piyano bile vardı. Aile içinde birlikte meşk ederlerdi. Fahri Kayahan’ın musiki hayatı 1936 yılında İstanbul’a gelince başlamıştır. İlk çalıştığı gazino Borsa Kıraathanesidir. Selahattin Pınar ve Artaki Candan ile çalışmıştır. Bu sıralarda kendisi hakkında çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar çıkmıştır. Plak çalışmalarına 1937 yılında başladı. Doldurduğu pek çok plakta gerek kendinin gerek derlediği folklorik eserleri icra etti. İyi bir folklor ustasıydı ve doldurduğu plaklar büyük beğeni kazanarak çok satardı. Sarı kurdelem sarı adlı eseri çok sükse yapmıştır. Hafız Burhan ve Safiye Ayla gibi dönemin ünlüleri tarafından okunmuştur. Eseri dinleyen Atatürk bir gün Dolmabahçe Sarayına davet ederek Şükrü Tunar ve Nubar Tekyay eşliğinde eseri dinlemiştir. Şarkının nakaratında geçen “Ben esmeri fındık ile fıstık ile beslerim”  mısrasını dinleyen Atatürk “Ben olsam kaymakla beslerim.” esprisini yapmıştır. Malatyalı Fahri Kayahan sıkı bir Yeşilaycıdır. Ağzına sigara ve alkol koymamıştır. Malatya’da bir bulvara adı verilmiştir.

Bir önceki Ünlü Neyzenlerden Ney Taksimleri Peşrevler Saz Semaileri yazısını inceleyebilirsiniz.